Çerezler, en basit tanımıyla, web sunucusu tarafından gönderilen ve kullanıcının bilgisayarında saklanan küçük veri parçalarıdır, şirketler tarafından uzun yıllardır tüketicilerin çevrimiçi davranışlarını izlemek için kullanılmaktadır.

Markaların müşterilerini tanımlamasına yardımcı olan çerezler sayesinde hedefe yönelik reklam ve kampanyalar oluşturulabilmektedir. Ancak sıklıkla kullanılan bu özellik, bir bedel ile beraber geliyor.

Özellikle kişisel veri güvenliği konusundaki duyarlılığın arttığı son yıllarda tüketiciler, bu verileri kimlerin topladığı, çevrimiçi davranışlarının nasıl izlendiği, şirketlerin bu bilgilerle ne yaptığı ve kimlere satabilecekleri konusunda giderek daha fazla endişe duymakta.

  • Yakın tarihli bir Pew Araştırma Merkezi (Pew) araştırması, ABD'deki kullanıcıların yüzde 79'unun şirketlerin kişisel verilerini kullanma şekli konusunda endişeli olduğunu gösterdi.
  • Rapora göre, ABD'deki tüketicilerin yüzde 41'i düzenli olarak çerezleri siliyor ve yüzde 30'u kişisel cihazlarında reklam engelleyiciler kullanıyor.

Tüketici tarafında artan bu güven sorunu, düzenleyicileri de harekete geçmeye sevk etti. 2018 yılında uygulamaya konulan ve AB ülkelerini kapsayan Genel Veri Koruma Yönetmeliği (GDPR), çerezler konusunda oldukça kapsamlı bir içeriğe sahiptir.

Avrupa'da reklam hedeflemesini tamamen artırmak için düzenleyici tarafta artan çağrılar ise hem ABD'nin Virginia hem de Kaliforniya eyaletleri tarafından karşılandı. Bu konuda belki de en önemli adım Google'dan geldi. Google Chrome, 2023 yılına kadar üçüncü taraf çerezlerini devre dışı bırakacağını duyurdu.

Üçüncü taraf çerezlerin hayatımızdan kaybolması, kişiselleştirilmiş reklam uygulamalarının sona ereceği anlamına gelmiyor, aksine daha kaliteli verilerle reklam yönetiminde yeni bir dönem başlıyor.

Self-Identified Verinin Yükselişi

3. taraf tanımlama bilgileriyle ilişkili gizlilik sorunlarına (ve düzenleyici engellere) kapılmadan veriye dayalı hedeflemeden yararlanmak için ne gerekir? Cevap: Self-Identified (Kendinden Tanımlı) Veriler.

Kullanıcılar tarafından ziyaret edilen web siteleri dışındaki sözde üçüncü taraf siteler tarafından toplanan ve kaydedilen, içerik ve reklamların düzenlenmesine izin veren üçüncü taraf verilerinden farklı olarak Self-Identified Veriler; buna göre, tüketiciler tarafından kasıtlı ve proaktif olarak doğrudan marka ile paylaşılan verilerdir.

Self-Identified Veriler, tercih merkezi verilerini, satın alma niyetlerini, kişisel bağlamı ve bireyin markanın kendisini nasıl tanımasını istediğini içerebilir.

Birçok marka, tüketici tercihlerine ilişkin belirli bilgiler sağlayan Self-Identified Verileri toplamak için halihazırda anketler, testler veya etkileşimli sosyal medya kampanyaları gibi mekanizmalar kullanıyor.

Bu verileri kullanmak, müşterilere kendileri hakkında tam olarak hangi bilgilerin toplandığı konusunda daha fazla kontrol ve şeffaflık sağlarken, şirketlere kişiselleştirilmiş teklifleri çok daha etkili bir şekilde sunmalarını sağlayan çok daha yararlı bilgilere erişim sağlar.

Bu noktada, üçüncü taraf tanımlama bilgileri ile ilgili asıl sorunun kişiselleştirme olmadığını hatırlamak önemlidir. Günümüzde tüketiciler kişiselleştirilmiş reklam teklifleriyle giderek daha fazla ilgileniyor ve Self-Identified Veriler bu noktada çok daha fazla hedeflenen kampanyalara izin vererek üçüncü taraf verilerine kıyasla gizlilik sorunlarını ortadan kaldırıyor.

5.000'den fazla küresel katılımcının katıldığı yakın tarihli bir anket, 2020 ile 2021 yılları arasında kişiselleştirilmiş tekliflerle ilgilenen tüketicilerin sayısında yıllık bazda yüzde 33'lük önemli bir artış olduğunu ortaya koyuyor.

Müşteriler, ihtiyaçlarına uygun reklamları görmekten ve ilgili kampanya teklifleri almaktan mutlu olurken, aynı zamanda kişisel verilerinin şeffaf olmayan ve güvensiz bir şekilde toplanması ve ardından en yüksek fiyatı verene satılması her tüketicinin kabusu haline gelmiş durumda.

Bu anlamda Self-Identified Veriler, hem daha fazla şeffaflık hem de daha etkili kişiselleştirme sunarak soruna güvenli bir çözüm getirmekte.

Müşteri Etkileşiminin Geleceği

Self-Identified Verilerin kullanımı giderek daha yaygın hale geliyor. Tüketicilerin daha şeffaf ve güvenli bir kullanıcı deneyimi talebi her gün arttığından, son derece kişiselleştirilmiş deneyimlere yönelik beklentiler her zamankinden daha önemli hale geliyor.

Aynı zamanda giderek katılaşan düzenleyici düzenlemeler bu durumu kaçınılmaz kılmakta. Yeni çağa uyum sağlamak isteyen pazarlamacılar, Self-Identified Veri yaklaşımına giderek daha fazla yatırım yapıyor.


Forrester'ın yakın tarihli bir raporuna göre, dört CMO'dan biri 2021'in sonuna kadar Self-Identified Veri kullanımı yaklaşımını benimsemiş olacak ve müşteriler tarafından üçüncü taraf çerezler yerine ücretsiz olarak sağlanan ayrıntılı verilerden yararlanmak için pazarlama kampanyaları yürütecek.


Veri kullanımındaki bu gelişmeler, pazarlama dünyasında küçük bir teknik değişiklik gibi görünebilir. Ancak bu değişiklik esasen işletmeler için müşterilerinin verileriyle ilgili çok daha önemli olan bir yaklaşım değişikliği anlamına geliyor.

Çerezler arka planda çalışırken, genellikle belirsiz, etik olmayan şekillerde kullanılmak üzere pasif olarak bilgi toplarlar. Böylece, Self-Identified Veriler, son kullanıcı için hem daha fazla kişiselleştirme hem de daha fazla kontrol sağlar.

Sonuç olarak, Self-Identified Verileri yalnızca hedefli reklamlar veya e-posta kampanyaları yapmanın bir yolu olarak değil, aynı zamanda şirketlerin en değerli paydaşları olan müşterileriyle etkileşim kurma (ve onlara saygı duyma) biçimini dönüştürmeye yönelik yeni bir adım olarak görebiliriz.

3. Taraf Verilerin Sonu İle Veri Toplama

Birçok farklı strateji ile 3. parti verileri kullanmadan ihtiyacınız olan verileri kolayca toplayabilir ve müşteri odaklı pazarlama adımları atabilirsiniz. Veri toplamada doğru araçlar ve profesyonellerle geleceğe hazırlanmak için, bugün ebu@poltio.com adresine bir e-posta gönderin, şirketinizin veri stratejisini birlikte tasarlayalım!